İzmirspor: Sevdanın Ligi Olmaz

Mustafa Denizli, geçen yıl Altay küme düşünce, Lig TV’de Altay düşmedi biz düştük mealinde bir cümle kurmuştu. İzmir, her yönüyle hanidir küme düşüp duruyor. İzmir futbolu da bu düşmelerin en somut göstergelerinden biri.

Sonunda oldu İzmirspor, Süper Amatör kümeye düştü. Hoş Bölgesel Amatör Lig’de çok mu matahtı diyebilirsiniz.  Yanlış anlaşılmasın Kocaeli gibi büyük taraftar kitleleriyle heyecan dalgasını yaratan az sayıda amatör takım arasında yer almak gururumu incitmiyor. Sadece genel resim içinde içim acıyor.

Sadece İzmirspor’lu olmamızdan içimiz acımıyor. İzmir’in kabadayılarının, Esrefpaşa’nın, Giritlilerin bayrağı olmuş Cumhuriyetimizle yaşıt bir kültürün, varoluşun anılarını da yitiriyoruz. Vefa, Beykoz, İstanbulspor ve diğerleri gibi. Hele Osmanlıspor, Başakşehir gibi sözde vitrine taşınanların ruhsuzluğu sürerken.

İzmirspor bize, bana baba mirası. Şimdi O’nun torunlarının çocuklarına bile aşıladığımız bir aile geleneği. Yıllar önce yine bir küme düşme maçında tribünde sessizce ağlayan babamı hiçbir zaman unutamadım. 8 yaşlarındaydım. Koca koca adamların sakin, hüzünlü ve de çok içten gözyaşlarına tanık olmanın nasıl bir iz bıraktığını anlayabilirsiniz. Şimdi geçen haftadan beri ben de aynı tavırla sessizce içten içten ağladım.

Bu karmaşık duygular içinde kendimi nasıl ifade edebilirim hala bilmiyorum. Ama yine de deneyeceğim.

İzmirspor, sadece bir futbol takımı değildi. Bir okuldu. Futbol dışında da birçok genç ve çocuğun basketbol ile voleybol ile tanışmasına vesile olmuş bir semt kültü abidesiydi. Bu yönüyle farklıydı, tesisleşme ve felsefesiyle öncü ve yenilikçiydi. Hep konuşulan alt yapıyı, sporcu eğitimini 70’li yılların ortasından itibaren sportif başarıya yeğlemişti. Övündüğü şey kupalar değil, yetiştirdiği sporculardı. İzmir şehrinin farklılığını, göç edenleri kendi kültürünün bir parçası yapan İzmir’in derinliğini temsil ediyordu. Bu özelliklerini koruma yönünde başarılı bir sınav veremedi ama yine de kimliğini sürdürme gayreti içinde oldu. Nasıl İzmir kaybettiyse, İzmirspor da direnemedi. Mevut iktidarların cezalandırmak için kafa yorduğu, eyleme geçtiği bir şehrin ismini taşıyoruz.

İzmispor nostaljik bir değer olmayı hak etmiyor. O kültürü ve kimliğiyle Türkiye sporuna model olabilecek renkli ve derin bir hikayenin sahibi. Bugün en ihtiyaç duyduğumuz değerleri hatırlatan bir güzelliktir. Yeğenlerimin otomobillerine astıkları atkılarda yazdığı gibi Sevdanın Ligi Olmaz.  Ama sevdaya kavuşmak için de şikayet etmek, mızmızlanmak doğru bir yol değil. Şimdi önümüzdeki yıllara uzanan bir heyecan ile İzmir’i, İzmirspor’u  yeniden okumak ve eyleme geçmek gerekiyor.

(Fotoğraf, benim doğduğum yıllarda 1. Lige yükselmek için mücadele eden takımımıza ait. Çalışma odamın duvarından)

izmirspor