Siyasetten Korkan Siyasetçiler: Doğan Görünümlü Şahinler’e Devam…

* 16.06.2014 tarihinde Radikal Blog’da yayınlanan yazımdır.

Umutla, heyecanla beklediğimiz (!) çatı adayı açıklanınca kendimi Tayyip Erdoğan’ın yerine koydum.

“Sevinçten ne yapacağımı bilemedim. Bu kadar sıkışmışken, zorlu ve sıkıntılı bir sürecin içinde bunalmışken bu isim, her şeyi düzeltici antidepresan etkisi yaptı.”

Türkiye’nin muhalefeti bir kez daha on yılı aşkın bir süredir, siyasete ve hayata dair “yanlış” varsayımlarla şekillenmiş bir dünya ve Türkiye tasavvurunu yeniden üretiyor.

Çatı veya ortak aday arayışının kendisi zaten bir sürü sakatlıkla doluydu. Bulunan aday da tuz biber ekti.

Son yerel seçimleri değerlendirirken “doğan görünümlü şahin” metaforundan yola çıkarak, CHP’nin varsayımlarına yönelik itirazlarıma yine bu platformda değinmiştim.

MHP-CHP ortaklaşa yanlışlıklar varsayımlarını şöyle özetlemeyi denesem.

Türkiye’de sağ-sol, gerici-ilerici, , muhafazakar-liberal olarak bölünmüştür. AKP pastanın büyük parçasının sahibidir. Biz, biz olursak maçı alamayız.

Türkiye’de AKP ye oy verenler AKP’lidir, onlar gibi düşünüyorlar, inanıyorlar. Bu da değişmez görünüyor. Onlar Tayyip Erdoğan’ın yanlış olduğuna ikna olmuyorlar (biz ikna edemiyoruz değil)

O zaman Türkiye seçmenine Tayyip Erdoğan ve AKP’ye benzeyerek seslenelim.

Böyle bir varsayımlar döngüsü gibi bir şey oldu herhalde.

Emin değilim, aslında merak da etmiyorum. Çünkü, uzun zamandır siyaset doğal mecrasında akmadığından her şey karıştı. Akıllar tutuldu, sistem kilitlendi. Benim ki de normaldir diyorum.

Bir televizyon programında çatı adayın seçimi Tayyip Erdoğan ekseninden çıkaracağını duydum. Eğer öyleyse Tayyip Erdoğan olarak sevinçten ikinci kez uçtum. Tayyip Erdoğan öyle ya da böyle bu çatı adayıyla esneklik kazandı.

Bu seçim AKP ile değil, Tayyip Erdoğan ile olursa muhalefetin şansı daha yüksek değil mi? Bunu görmüyor ve maalesef hem Erdoğan’a hem de seçmene güvenmiyorlar.

Siyaset o kadar kötü bir şey ki, siyasetçilerden cumhurbaşkanı olamıyor. Ahmet Necdet Sezer’ı o koltuğa taşıyanlardan ve sonrasını deneyimleyen bir lider de bu süreçte var. Pes diyorum.

Erdoğan’a güvenmeliydiler. O’nu bu yarışa tahrik etmeliydiler. Zaten kredisi tükenmiş bir Erdoğan olduğunu ve Cumhurbaşkanlığının başka bir cetvelle değerlendirildiğini göremediler.

Millete güvenmediler. Bu ayrışma ve kutuplaşma ortamında Tayyip Erdoğan’a dur diyeceklerini duymadılar.

Siyasete güvenmediler. Siyaset hayatı değiştirme ve dönüştürme umudunu artıran bir güçtür. Yalan yanlış varsayımlarla, gerçeklikten uzak bir dünya tasavvuruna değil, sahiciliğe, samimiyete, iddiaya, enerjiye dayanır. Millet de bunları arar. Yeni bir siyaset için siyaseti devre dışı bırakmak nasıl bir yol haritasıdır. Anlaşılmaya ihtiyaç duyuyor.

Muhalefet, seçimi kazanmaya değil de; kaybedenin kendi koltuklarına talip olmamasına öncelik verince çatı adayının temel işlevini de siz anlamış olursunuz. Bu duyguyu ne Tayyip Erdoğan’dan ne de milletten saklayabilirlermiş gibi. Kendilerine de güvenmiyorlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir