Hdp Selahattin Demirtaş

Bu seçimin galibi HDP ile birlikte Türkiye’dir

” Siyasi kayıp her şeyden önce kişinin kendini  kaybetmesidir. Tatlılığı kadar öfkesini de, sevme yetisi kadar nefretini de kaybetmesidir… Ölçülülüğü kadar dikkatsizliğini de, tedbir kadar aşırılığı da, çılgınlığı, saflığı, cesareti kadar korkaklığını da… Her şey karşısında duyduğu güven kapıldığı dehşeti de, gözyaşları gibi sevincini de elden bırakmasıdır 
Marguerite Duras’ın Yeşil Gözler adlı kitabından

Şu an okuduğunuz yazıyı tasarladığımı söylediğimde bir arkadaşım dur yahu seçim geçsin de öyle yaz dedi. Beni koruyordu, barajı geçemezlerse karizmam çizilmesin diye.

Tam da bu yüzden bu seçimin galibi HDP’dir. Çünkü, siyaset yapıyor.Sandık sonuçlarındaki başarıyı düşünmeden, ne olursa olsun siyasetin değiştirme gücünü, umudu, enerjiyi yayan kazanır. Siyaset  temsiliyeti, (teslimiyeti değil) hissettirmek, hislere tercüman olmaktır. Siyaset, toplumlarda bunun için vardır. Ancak böyle olursa işe yarar.

Oturup sırasını bekleyenler, rakiplerin çuvallamasını umanlar, basmakalıpları tekrar edenler siyasetimizi içten çürütmüşlerdi.

Sadece siyasal partilerden değil de topyekün siyasetten umudumuzu kesiyorduk. Her on yılda bir kuşaklarımız böylesi bir ruh durumuna girer. HDP, bize siyaseti hatırlatıyor yeniden.

Siyasetin ne kadar gerekli olduğunu, hayatımızı ne kadar biçimlendirdiğini unutmuştuk. HDP, uzun zamandır siyasetsiz kalmış bir toplumun talebine cevap veriyor. Üstelik çatışmanın, kimlik siyasetinin en şiddetlisinin yükünü taşısalar da gelecek için siyaseti ortaya çıkarıyorlar.

Siyaset talebini karşılama konusunda hakkını yemeyelim; CHP’de de bir değişim oldu. Karşılığını alır almaz önemli değil. Önemli olan siyaset yapıyorlar. Daha önce yaptıkları pek siyasete benzemiyordu.

HDP ve eş başkanı Demirtaş’ın muazzam kampanya performansının da başarısını ölçmek için 7 Haziran’ı beklemek yersiz. Benim için siyaset denilen olgunun nasıl olması gerektiğini topluma ve siyasal aktörlere göstererek büyük bir hizmet sunmuşlardır. 7 Haziran’da sonuç ne olursa olsun Türkiye’de siyaset yapma tarzı, anlayışı bir dahaki durgunluğa kadar değişmiştir.

Siyaseti teknik konulara indirgeyen, sözde hizmet ya da icraat meselesi olarak görmemizi besleyen baskın siyasi kültürel dil bitecektir. Katılımcı, yol açan, canlı, organik, yaşayan bir siyaset dili kaçınılmaz olmuştur.

Bu, sadece Türkiye’nin de sorunu değildir. Dünyanın da tıkanıklığı aynı noktadadır. Zamanın ruhu yeni bir siyaset dilini oluşturmakta zorlanıyor. Gezi sürecinin tüm dünyada yarattığı heyecana bakabilenler, ne demek istediğimi anlarlar.

Siyaseti teknokratların elinden almak gerekiyor artık. Siyasetin doğal mecrası olan duyguların, iddiaların, heyecanların, şarkıların, umutların diline dönüştürmek şart. İşte tam bu noktada HDP ve Demirtaş, bize gerçek siyaseti hatırlattılar. Bu yüzden geleneksel tabanları dışında da heyecan yarattılar. Tekrar ediyorum, bu insanlar sandığa gittiğinde oylarını vermeyebilirler. Bunu bir mağlubiyetin kanıtı olarak kimse sunmaya kalkmasın. Hem Demirtaş’a, hem de topluma haksızlık ederler.
Gezi’nin ardından da, o günkü ve bugünkü müktedirlerin sandık başarısını burnumuza sokan çokbilmişler olmuştu. O yüzden hassasım bu konuda.
Bu kadar adaletsiz bir yarışta, genel anlamda muhalefetin ve HDP’nin yaratıcılığına şapka çıkarmak gerekiyor. Saadet Partisi de buna dahildir.

Türkiye, siyaseti özlemişti. HDP, bu özlemi gideren baş aktör oldu, teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir