Düşmansız mutlu olmak mümkün müdür? Koalisyon ve ruh durumumuz

Neşe bir başarıdır, umut da kutlanası. İyimserlik mühimse bunun nedeni, birçok durumda bir işi sonuca ulaştırmamızın ona ne kadar iyimser yaklaştığımıza bağlı olmasıdır. Buna seçkinci bakış şiddetle karşı çıkar, “iyi bir hayatın başlıca koşulu hünerdir”, der. Oysa çoğu durumda başarı ile başarısızlık arasındaki farkı belirleyen sadece, olabileceğine olan inancımız ve başakalarını başaracağımıza inandırmak için göstereceğimiz çabadır. Bizi beceri yoksunluğu değil, umut noksanlığı yıldırabilir.

(Alain de Button, “Terapi Olarak Sanat” adlı kitabında (sf: 16) böyle diyor)

Bu kısa notu yazının sonunda hatırlayalım.

7 Haziran 2015 akşamı YSK gecikmeli de olsa yayın yasağını kaldırdığı andan itibaren seçmen ne dedi sorularına muhatap oluyorum. Seçmen arkadaşlarım, diğer seçmenlerin ne düşündüğünü merak ediyor. Önce, siyasal iletişim üzerinden bir değerlendirme yapacağım, sonrasında koalisyon meselesini Türkiye ruh hali üzerinden tartışacağım.

Kampanyalar Karnesi Kısa, Kısa…

AKP ve Ahmet Davutoğlu

13 yıllık iktidarın hemen tüm seçimlerinde düşmanlar üzerinden yürüyen bir iletişim dilinin aşındığını göremediler. Birinci parti olmalarına rağmen mağlup hissediyorlar. Davutoğlu, lider imajı açısından sınavı geçemedi. Sandık sonucu nedeniyle söylemiyorum. Bahanesi vardı, mazereti büyüktü. Ama lider dediğin bunlara sığınmaz. Kendisi olmayıp, önceki liderin karikatürü olmayı seçti. Oysa, aşınmış dile yeni bir soluk katabilir, yeni bir Parti ve lider algısını yaratabilirdi.

Sayın Cumhurbaşkanı

Anayasaya göre onun kampanya karnesi olmaması gerekiyordu ama var. Bunun nedeni de biz değiliz. Cumhurbaşkanın mitingleri ve kampanyasını,  seçim öncesi araştırmalar belirlemiş gibi. AKP seçmenindeki kararsızlık, dağınıklık gözle görülür hale gelince sahne aldı. Tüm gövdesini koyarak yollara ve ekranlara döküldü. Bu hamlesi, AKP seçmeninde karşılığını bulmuş oldu. Kuşkusuz kendine muhalifleri de daha da muhalif yaptı. Ama onlar zaten AKP’ye oy vermeyeceklerdi. Davutoğlu’nun varsa bir seçim performansını değerlendirme imkanımızı da elimizden aldı. Riske girmedi, giremedi. Sayın Cumhurbaşkanı, parti genel başkanlığı süresince bildiği, sevdiği ve kazandığı dili yine, yeniden üretti.

AKP-Davutoğlu ve Sayın Cumhurbaşkanı birlikte HDP’yi ana muhalefet partisi yaptı. Korktuklarının başına gelmemesi için yaptıkları bu hamlenin sonuçları ortadadır.(CD, ama genel not ortalamasına göre dersten kaldılar)

CHP-Kemal Kılıçdaroğlu

Kampanyalarından ve siyaset yapma tarzlarında kendilerini aştılar. Sandığa yansımamasını önemsememek gerekiyor. Ama, sadece kampanya dönemi ve öncesinin yetmeyeceğini anlamalılar. İmaj yönetimi açısından uzun dönemli ve soluklu bir değişim dilini ortaya koymayınca sonuç bu olur. Yine de iyi denemeydi. Taktik olarak kalırsa gelecek seçimler için bir anlamı olmaz. Kalıcı bir marka kişiliği ve yaklaşımı olarak benimsenmesi gerekiyor. (Bütünlemeye kaldılar).

MHP-Devlet Bahçeli

Her zamanki gibi, Türkiye seçmenin ikinci tercihi olarak fazla görünmeden, suya sabuna dokunmadan gitmeye çalıştılar. Ben, MHP’nin daha önce de böyle oynadığını düşünüyorum. Bekliyorlar, alıyorlar. Yine öyle oldu ama yeterince ve benim beklediğim kadar olmadı. MHP’nin seçim dönemleri araştırmaya değer bir iletişim sosyolojisi konusudur. (CD aldılar genel not ortalamasına göre kalacak ya da geçecekler)

HDP-Demirtaş

Fark ettiyseniz, ben de kendisine Selahattin demiyorum. 2 haziran yine bu blogda seçimin galibi HDP’dir demiştim. Sandık sonuçları, onların bile beklentisini aşmış görünüyor. Türkiye siyasetinin yeni bir bağlama taşınmasının gerekliliğini, o büyük yüke rağmen ortaya koydular. Ne desek az. Seçim sonrasını da yönetirlerse çok güçlü bir etki yaratırlar. Onların kampanya performansını sadece “seni başkan yaptırmayacağız” ile sınırlandırmak haksızlık olur. Demokrasi vurgusunun, yeni bir siyaset hayalinin de sahiplenildiği açık (AB aldılar).

 

Şimdi ne olacak? Düşmansız da mutlu olmayı öğreneceğiz.

AKP’in kaderini görerek, seçim öncesindeki yeni öcüsü koalisyon olmuştu. Bu sadece yönetimde istikrar falan değil de, bir ruh halinin de ifadesiydi. Yani, düşmansız olma durumunu bilmiyorlardı. İşlerine de gelmiyordu. Koalisyon en azından rakiplerinle iş birliği, ortak akıl ve benzeri bir şeyler demek.

Son 13 yıllık iktidar ve muktedirlerinin sürekli beslendikleri en önemli olgu düşman imal etmekti. Hoş tek başına onların başaramayacağı bir şey değil sözünü ettiğim. Düşmanları da aynı zihinsel kalıpta mutluydular. Düşman düşman, iktidar-muhalefet yaşıyorlardı.

Bu ruh durumunun psikolojik hatta psikiyatrik derinlikleri vardır mutlaka. Ben bu tür ruh durumlarının bir tiryakilik olduğunu düşünüyorum. Kazanmanın gerçek hazzını bilmiyorlar, düşmanlarının yenilgisinden daha çok keyif alıyorlar. Bu tür insanlar hep var mıydı , ya da son 15 yılda mı arttı bilemedim. Ama son yılların önemli bir katkısı var.

Delegeli, görece daha küçük kamuoyuna dayalı (kongre, odalar vb.) seçim deneyimlerinde sıkça tanık olduğum bu ruh durumu, Kazanmaktan çok birilerini yenmeye öncelik veriyor. Ufukları bir şeyleri değiştirmeye yetmiyor, o değişimle alacakları keyfe, hazza odaklanmayı yok sayıyorlar. Tiryakilikleri şu, düşmanlar olsun onları yenelim, bu da bize yeter. Biz kazanmasak da olur.  Kişileri konuşmaktan işleri, geçmişi konuşmaktan geleceği unutanlar diyorum bu kişilere. Siyasal aktörlerimiz de bu.

Cemallettin N.Taşçı’nın  müthiş ifadesinde bu ruh durumu en güzel açıklamasına kavuşuyor: “Mağlup ilan etmeden galip gelmek.” (Yazı burada mutlaka okunmalı: http://www.politikapolitik.com/maglup-imal-etmek). Mevcut siyasal aktörlerin asla anlayamayacağı, kabul de edemeyeceği bu hedefe seçmen ulaşmış görünüyor.

7 Haziran gecesi milletimiz, mağlubu olmayan bir (Sayın Cumhurbaşkanını saymazsak !) sandık sonucunda karar kaldı. Şimdi düşman bağımlılarının, tiryakilerinin işi çok zor. Böylesi oyun oynamayı bilmiyorlar, koalisyon fikri, zihinsel ezberlerini bozuyor. Buradan bir şey çıkar mı? Bize bağlı. Çıkar mı çıkar… Gezi’de gördük. O nedenle, yazıya iyimserlik ve hüner karşılaştırmasıyla başladım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir