Göbeğini kaşıyan adamdan, Demirtaş’ın Sazına Kananlara…Sonunda şerefsiz de oldular

Türkiye’nin 7 Haziran sonrasında, yaşadıkları karşısında dilim tutulmuştu. Konuşasım da, yazasım da yoktu. Ama Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’nin içinden geçtiği günlere yakışır bir olgunlukla, sağduyu ile bir beyanat vermiş. İzmir’de yazlıklarında otururken, viskisini yudumlayanlar, gidip HDP’ye oy vermişler ya, onları şerefsiz olarak ilan ediyor. Suçları büyük…Sayın Bahçeli, siyasal iletişim literatüründe haklı yerini aldı. Hoş bir kaç seçim önce, partisinin seçilemeyen bir mebus adayı da benzer şeyler söylemişti. Seçmene hakaret ederek, ilgi ve sevgisini çekme yönündeki bu muazzam taktik, hiçbir demokraside akıl edilememişti.

Aslında Sayın Bahçeli bu sözleri etmeseydi, Yılmaz Özdil’giller  üzerinden benzer bir ruh halini yazıyordum. Değmez diye vazgeçmiştim. Devlet Bahçeli’nin sözlerini okuyunca dayanamadım.

Ortaya karışık olarak yazıyı paylaşayım dedim.

Türkiye’nin sözde okumuş yazmışları, seçmenin tercihlerini beğenmediği zaman o tercihlerde ahalinin çuvalladığını şehvetle ortaya dökerler. Yine öyle oldu, Özdil’giller, Demirtaş’ın sazına, türküsüne tav olan ahmaklar olarak seçmene hakareti görev biliyor. O saza ve türküye tav olanları hedef tahtasına koyarak bilge adamı oynuyorlar. Ben demiştim demek için iştahlarını hiç saklamıyorlar. Çok kızdıkları yandaş medya dilini yeniden üretiyorlar. Hiç bitmeyecek denilen 28 Şubat’ın sözde mağdurları olduğunu iddia edenler de ön safta yerlerini almışlar.

HDP’ye oy verenleri, çocukça numaralara kananlar olarak ilan etmeden önce, kendilerinin bir numarası bile olmadığının farkında değiller. 100 yıllık kutuplaşmanın, 40 yıllık basmakalıpların üzerinden sözde aydınlık tasssslıyorlar. Demode bile demeye dilim varmayan okumalar, her yanı sarmış. Diğer tarafta Akif Beki, Alçı ve benzeri gibilerle içimiz kararmıyor sadece, bu sığlıkta boğulmanın kederi sarıyor insanı.

Özdil, basitçe HDP eşittir PKK deyince sorun ortadan kalkacakmış gibi konuşuyor. Yanında aynı ulusalcılık bağlamında buluşan, Soner Yalçın’giller. Bu tarz-ı siyaset, AKP’nin değirmenine su taşıyabilirmiş diye bile kaygılanmıyorlar. Şimdi, “zihni tuhaf” ittifaklar zamanı. AKP ve Özdil’giller gibiler aynı tarafa düşüyor.

Sevmedikleri PKK’nın en önemli panzehirini,  AKP ile birlikte “şeytanlaştırarak” nasıl bir strateji izliyorlar anlamak zor. O beğenmedikleri Türkiye halkı, seçmen tercihleriyle siyasete ayar veriyor. Seçmen aklının,bilgeliğinin yanına bile yanaşamayanların, üstelik tam da bu nedenle seçmenlere hakaret etmesine tahammül etmek gerçekten zor. 7 Haziran seçimlerimizin olası sonuçlarını karartan, karambole getiren kirli oyunu okuyamayanlar, geleceğimizi çalan koroyu oluşturuyor.

7 Haziran seçim öncesi HDP aracılığıyla enerjisi artan ve gerçek mecrasına doğru harekete geçen siyaset, yine ve yeniden patinaj yaptırılıyor. Bunun suçu da, vebali de en son Türkiye seçmenindedir. Türkiye 8 Haziran sabahı rahatlamıştı, işler öyle ya da böyle bir yola girecek tartışma ve pazarlık zeminine akıyordu. Bu sağlıklı siyasetin, doğal akışın umut verici bir ışığıydı. Sırayla bütün umut ışıklarını söndürenler dururken, seçmenin tercihlerine laf söyleyenlere laf bile söylemem. Küçük tribünlerin, vizyonsuz amigoları her yanımızı sarmışken, öfkemi ancak böyle yenebiliyorum.

HDP ile PKK arasında onlar, tercihlerini silahlı terörden yana kullanıyor, faturayı da HDP ye oy verenlere çıkarıyor. O ne ala memleket! O küçücük akıllarıyla ülkenin geleceğini karartma yolunda AKP ve Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte olmayı bile içlerine sindiriyorlar. Sayın Bahçeli’nin beyanında da açıkça görünüyor. Durup dururken karışan ortamı okumayı, süzmeyi denemeden, birikmiş alacaklarını, ortak kabuslarını, nefret dilini çoğaltıyorlar.

Doğal mecrasında akan siyaset nehrinin önüne algısal barajlar çekiliyor. Sandıkla birlikte gelen mesajları okumama konusunda aynı körlükte birleşiyorlar. 7 Haziran sandık sonuçlarının etkisini kırmak için oynanan oyunun tutacağını zannedenler, iletişimden de , sosyolojiden de, toplumsal vicdan da nasiplenmemişler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir