Göbeğini kaşıyan adamdan, Demirtaş’ın Sazına Kananlara…Sonunda şerefsiz de oldular

Türkiye’nin 7 Haziran sonrasında, yaşadıkları karşısında dilim tutulmuştu. Konuşasım da, yazasım da yoktu. Ama Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye’nin içinden geçtiği günlere yakışır bir olgunlukla, sağduyu ile bir beyanat vermiş. İzmir’de yazlıklarında otururken, viskisini yudumlayanlar, gidip HDP’ye oy vermişler ya, onları şerefsiz olarak ilan ediyor. Suçları büyük…Sayın Bahçeli, siyasal iletişim literatüründe haklı yerini aldı. Hoş bir kaç seçim önce, partisinin seçilemeyen bir mebus adayı da benzer şeyler söylemişti. Seçmene hakaret ederek, ilgi ve sevgisini çekme yönündeki bu muazzam taktik, hiçbir demokraside akıl edilememişti.

Aslında Sayın Bahçeli bu sözleri etmeseydi, Yılmaz Özdil’giller  üzerinden benzer bir ruh halini yazıyordum. Değmez diye vazgeçmiştim. Devlet Bahçeli’nin sözlerini okuyunca dayanamadım.

Ortaya karışık olarak yazıyı paylaşayım dedim. Continue reading →

Düşmansız mutlu olmak mümkün müdür? Koalisyon ve ruh durumumuz

Neşe bir başarıdır, umut da kutlanası. İyimserlik mühimse bunun nedeni, birçok durumda bir işi sonuca ulaştırmamızın ona ne kadar iyimser yaklaştığımıza bağlı olmasıdır. Buna seçkinci bakış şiddetle karşı çıkar, “iyi bir hayatın başlıca koşulu hünerdir”, der. Oysa çoğu durumda başarı ile başarısızlık arasındaki farkı belirleyen sadece, olabileceğine olan inancımız ve başakalarını başaracağımıza inandırmak için göstereceğimiz çabadır. Bizi beceri yoksunluğu değil, umut noksanlığı yıldırabilir.

(Alain de Button, “Terapi Olarak Sanat” adlı kitabında (sf: 16) böyle diyor)

Bu kısa notu yazının sonunda hatırlayalım.

7 Haziran 2015 akşamı YSK gecikmeli de olsa yayın yasağını kaldırdığı andan itibaren seçmen ne dedi sorularına muhatap oluyorum. Seçmen arkadaşlarım, diğer seçmenlerin ne düşündüğünü merak ediyor. Önce, siyasal iletişim üzerinden bir değerlendirme yapacağım, sonrasında koalisyon meselesini Türkiye ruh hali üzerinden tartışacağım.

Kampanyalar Karnesi Kısa, Kısa…

AKP ve Ahmet Davutoğlu

13 yıllık iktidarın hemen tüm seçimlerinde düşmanlar üzerinden yürüyen bir iletişim dilinin aşındığını göremediler. Birinci parti olmalarına rağmen mağlup hissediyorlar. Davutoğlu, lider imajı açısından sınavı geçemedi. Sandık sonucu nedeniyle söylemiyorum. Bahanesi vardı, mazereti büyüktü. Ama lider dediğin bunlara sığınmaz. Kendisi olmayıp, önceki liderin karikatürü olmayı seçti. Oysa, aşınmış dile yeni bir soluk katabilir, yeni bir Parti ve lider algısını yaratabilirdi. Continue reading →

Hdp Selahattin Demirtaş

Bu seçimin galibi HDP ile birlikte Türkiye’dir

” Siyasi kayıp her şeyden önce kişinin kendini  kaybetmesidir. Tatlılığı kadar öfkesini de, sevme yetisi kadar nefretini de kaybetmesidir… Ölçülülüğü kadar dikkatsizliğini de, tedbir kadar aşırılığı da, çılgınlığı, saflığı, cesareti kadar korkaklığını da… Her şey karşısında duyduğu güven kapıldığı dehşeti de, gözyaşları gibi sevincini de elden bırakmasıdır 
Marguerite Duras’ın Yeşil Gözler adlı kitabından

Şu an okuduğunuz yazıyı tasarladığımı söylediğimde bir arkadaşım dur yahu seçim geçsin de öyle yaz dedi. Beni koruyordu, barajı geçemezlerse karizmam çizilmesin diye.

Tam da bu yüzden bu seçimin galibi HDP’dir. Çünkü, siyaset yapıyor. Continue reading →