1 Kasım Öncesi Tükenen Ne? Paradigma kayarken siyasal rekabet.

Cemallettin N. Taşçı’nın on beş yıldır (belki de daha uzun) söylediği, beklenen, hatta yaşanan paradigma kayması, 1 Kasım seçimlerine yetişir mi?  Cemallettin N. Taşçı- tanıyanlar bilir- iddiasız, hatta mütevazi bir şekilde- Dünya ve Türkiye siyasetini okurken, sürekli bu kriz durumundan ve kırılma anından söz eder. Laçiner’in değindikleri bu yüzden çok tanıdıktı. Güncelliği nedeniyle Laçiner’e başvuruyorum ama, Cemal Hoca’ya hakkını teslim ederek başlamam gerekiyor.

Ömer Laçiner, Birikimin, Ağustos-Eylül 2015 sayısında şöyle diyor:  Continue reading →

7 Haziran’da kazan, 1 Temmuz’da kaybet.

Meclis Başkanlığı seçimi sonrası facebook mahallemdeki genel hava yenilmişlik ve öfke oldu. Bu sonucu hak etmedik üzerinden fatura, MHP ve genel başkanı Devlet Bahçeli’ye çıkarılmış görünüyor. Zaten MHP ile hiçbir doku uyuşması göstermeyen mahallemiz son derece mutsuz, saldırgan ve kızgın.

Müktedir’in her koşulda kazanması karşısında yılgınlık daha derinlerde gizli. 7 Haziran seçim gecesi sevinmem gerekirken, tedirginlik hakim olmuştu. Nedenini şimdi çözdüm. Bu muhalefet ile kazandığımızda bile bir şeyleri değiştirememenin hüznünü ya da korkusunu duymuştum. 7 Haziran sonuçlarının yaratması gereken heyecan, yerini ya şimdi bu sonuçları heder olursak olmuştu. Continue reading →

Düşmansız mutlu olmak mümkün müdür? Koalisyon ve ruh durumumuz

Neşe bir başarıdır, umut da kutlanası. İyimserlik mühimse bunun nedeni, birçok durumda bir işi sonuca ulaştırmamızın ona ne kadar iyimser yaklaştığımıza bağlı olmasıdır. Buna seçkinci bakış şiddetle karşı çıkar, “iyi bir hayatın başlıca koşulu hünerdir”, der. Oysa çoğu durumda başarı ile başarısızlık arasındaki farkı belirleyen sadece, olabileceğine olan inancımız ve başakalarını başaracağımıza inandırmak için göstereceğimiz çabadır. Bizi beceri yoksunluğu değil, umut noksanlığı yıldırabilir.

(Alain de Button, “Terapi Olarak Sanat” adlı kitabında (sf: 16) böyle diyor)

Bu kısa notu yazının sonunda hatırlayalım.

7 Haziran 2015 akşamı YSK gecikmeli de olsa yayın yasağını kaldırdığı andan itibaren seçmen ne dedi sorularına muhatap oluyorum. Seçmen arkadaşlarım, diğer seçmenlerin ne düşündüğünü merak ediyor. Önce, siyasal iletişim üzerinden bir değerlendirme yapacağım, sonrasında koalisyon meselesini Türkiye ruh hali üzerinden tartışacağım.

Kampanyalar Karnesi Kısa, Kısa…

AKP ve Ahmet Davutoğlu

13 yıllık iktidarın hemen tüm seçimlerinde düşmanlar üzerinden yürüyen bir iletişim dilinin aşındığını göremediler. Birinci parti olmalarına rağmen mağlup hissediyorlar. Davutoğlu, lider imajı açısından sınavı geçemedi. Sandık sonucu nedeniyle söylemiyorum. Bahanesi vardı, mazereti büyüktü. Ama lider dediğin bunlara sığınmaz. Kendisi olmayıp, önceki liderin karikatürü olmayı seçti. Oysa, aşınmış dile yeni bir soluk katabilir, yeni bir Parti ve lider algısını yaratabilirdi. Continue reading →

Hdp Selahattin Demirtaş

Bu seçimin galibi HDP ile birlikte Türkiye’dir

” Siyasi kayıp her şeyden önce kişinin kendini  kaybetmesidir. Tatlılığı kadar öfkesini de, sevme yetisi kadar nefretini de kaybetmesidir… Ölçülülüğü kadar dikkatsizliğini de, tedbir kadar aşırılığı da, çılgınlığı, saflığı, cesareti kadar korkaklığını da… Her şey karşısında duyduğu güven kapıldığı dehşeti de, gözyaşları gibi sevincini de elden bırakmasıdır 
Marguerite Duras’ın Yeşil Gözler adlı kitabından

Şu an okuduğunuz yazıyı tasarladığımı söylediğimde bir arkadaşım dur yahu seçim geçsin de öyle yaz dedi. Beni koruyordu, barajı geçemezlerse karizmam çizilmesin diye.

Tam da bu yüzden bu seçimin galibi HDP’dir. Çünkü, siyaset yapıyor. Continue reading →

Siyasetten Korkan Siyasetçiler: Doğan Görünümlü Şahinler’e Devam…

* 16.06.2014 tarihinde Radikal Blog’da yayınlanan yazımdır.

Umutla, heyecanla beklediğimiz (!) çatı adayı açıklanınca kendimi Tayyip Erdoğan’ın yerine koydum.

“Sevinçten ne yapacağımı bilemedim. Bu kadar sıkışmışken, zorlu ve sıkıntılı bir sürecin içinde bunalmışken bu isim, her şeyi düzeltici antidepresan etkisi yaptı.”

Türkiye’nin muhalefeti bir kez daha on yılı aşkın bir süredir, siyasete ve hayata dair “yanlış” varsayımlarla şekillenmiş bir dünya ve Türkiye tasavvurunu yeniden üretiyor.

Çatı veya ortak aday arayışının kendisi zaten bir sürü sakatlıkla doluydu. Bulunan aday da tuz biber ekti.

Son yerel seçimleri değerlendirirken “doğan görünümlü şahin” metaforundan yola çıkarak, CHP’nin varsayımlarına yönelik itirazlarıma yine bu platformda değinmiştim.

MHP-CHP ortaklaşa yanlışlıklar varsayımlarını şöyle özetlemeyi denesem. Continue reading →